
Tarih, 21 Ocak 2023. Akşam saatleri… Annem, babam, anneannem ve dedem ile birlikte alışveriş merkezindeyiz. Yarın arkadaşımın doğum günü partisine gideceğim ve ona hediye, bana da ilk botlarımı almak için geldik buraya.
Evden çıkmadan önce, ne yapacağımızı tam olarak anlamasam da beni hazırlıyor olmalarından, babamın işten gelmesini beklediğimizi ve gezmeye gideceğimizi az çok fark edebiliyorum.
Henüz yeni yürümeye başladım sayılır. Aslında yürüyebiliyorum ben; ama annemler dengemi sağlayamayıp düşeceğimden korktukları için elimi hiç bırakmıyorlar. Bu fotoğrafta da gördüğünüz gibi, anneannem ve dedem sıkı sıkıya elimden tutmuşlar.
“Bu fotoğrafta da gördüğünüz gibi…” dedim ya, sahi siz ne görüyorsunuz bu fotoğrafta?
Ben, anneannemlerin ilk torunuyum. Kısmen çok beklemiş olsalar da benim dünyaya gelişimle ömürlerinin ikinci baharında hissetmeye başladılar kendilerini. Bundan sonraki ömürlerine bakış açıları bile değişti. Benim doğumum ve varlığım, daha anne rahmine düştüğümü öğrendikleri andan itibaren yeni umutlar yeşertmeye başladı bahçelerinde. Kalpleri biraz daha yumuşadı, sinirleri ve yersiz endişeleri, korkuları biraz daha yatıştı benimle. Her ikisi de bana karşı sevgi dolu ve tüm yaramazlıklarıma, şımarmalarıma, ağlayıp zırlamalarıma sabırla karşılık veriyorlar.
Bu fotoğrafta ben; dedesi ve anneannesiyle tanışıp vakit geçirebilme imkânı bulduğu için kendini şanslı sayan (ki ne kadar şanslı olduğunu büyüdükçe daha iyi anlayacak) bir bebek görüyorum. Aile büyükleriyle tanışabilmek, onlardan hikâyeler dinlemek, hayatı öğrenmek, onların deneyimlerini paylaşmak, onlara mutluluk vermek, sarılmak, onların koynunda uyuyabilmek, onlarla sohbet etmek, oyunlar oynamak, ilk adımlarımı attığımda ve ilk sözcüklerimi söylediğimde yüzlerindeki sevinci görmek, bir şeyler başardığımda onlar tarafından takdir edilmek, onlarla aynı havayı teneffüs edebilmek, hatta ileride kendi çocuklarıma onları anlatabilecek olmak… eşsiz bir duygu. Bu fotoğrafta, bebek çok mutlu; çünkü hem kendi adımlarını atıyor hem kalabalıklar arasında, evinden farklı bir yerde farklı bir şey yapıyor hem de anneannesi ve dedesi yanında. Sevildiğini, çok sevildiğini biliyor bu bebek ve kendini güvende hissediyor.
Dedem ve anneannem; bu fotoğrafta hayatı görüyorlar. Dünü, bugünü, yarını… Benimle tanıştıkları, bugün benimle olabildikleri, elimden tutabildikleri, kahkahalarımı ve hatta ağlamalarımı duyabildikleri için mutlular. Yıllarca bekledikten ve başka torunları sevdikten sonra kendileri anneanne ve dede olabildiklerine şükrediyorlar. Muhtemelen, biraz da kendi kızlarını, annemi görüyorlar bu fotoğrafta ve bu fotoğraf, onları gençlik yıllarına götürüyor. Kızları, tekrar büyüyor gözlerinin önünde gün be gün. Belki de vaktinde üzülerek kaçırdıkları her gelişmeye bu kez doyasıya şahit oluyorlar. Eski telaş, koşturmaca, işe git-eve dön, sabah tekrar iş, heyecanlar, endişeler, korkular, bilinmezlikler, öfkeler, gelecek kaygısı… hepsi geride kalmış. Tüm bunlar; yerini tatlı heyecanlara, sevinçli bekleyişlere, küçük ama eşsiz mutluluklara, dinginliğe rağmen üretmeye devam etmeye, tebessümlere, çok daha umutlu bekleyişlere… bırakmış.
Annem… Annem bu fotoğrafta; geçmiş ve geleceği görüyor, biliyorum. Kendi geçmişi ve geleceğini… Yıllar önce kendisi tutmaktaydı bu güvenli, sevgi ve şefkat dolu elleri. Şimdi canının parçasını emanet etmiş o ellere. Bunun huzur ve mutluluğu içinde. Henüz vakit varken bu duyguyu yaşamak, anneme şükür sebebi. Memnuniyet ve keyif duyuyor; bu fotoğrafa bakarken biraz mahzun ama mutlu, gözleri doluyor.
Babam mı? O; doğumumdan beri bana sevgi, şefkat, mutluluk, huzur, hayranlık, umut ve gururla bakıyor.