Bu sabah babama, kızımla aramdaki benzerliği vurgulamak için eski bir fotoğraf gösterdim. Zamanında, yıllar önce, babamın çektiği bir fotoğraf. Rahmetli dedemin (babamın babası) kucağındayım. Belki 9-10 aylık, belki 1 yaşındayım henüz. Belirtmek istediğim aslında, dediğim gibi, kızımın benim bebekliğime ne kadar da çok benzediğiydi. Öyle ki, biraz büyüdüğünde “Bu sensin.” desek, inanabilir.
Babam fotoğrafa şöyle bir bakıp beni onayladı; sonra baktı, baktı, baktı… Gözleri doldu. “Ne günlerdi!” dedi; ama öyle bir dedi ki hemen fotoğrafı kaldırıp mevcut konuyla tamamen alakasız, yeni bir şey söylemek zorunda hissettim kendimi. Kimi düşündü o an? Neyi düşündü? Aklından neler geçti? Yüreği nerelere gidip geldi? Hafızası hangi zamanı yokladı? Yaşlanınca böyle mi oluyordu herkes? Ki henüz ‘yaşlı’ demek istemiyorum babama; malum günümüzde artık ‘yaşlı’ sayılmak için yetmiş falan orta yaş sayılır. Onun yaşça büyükleri hâlâ, sonsuz bir yaşamları varmış gibi hırs yapıyor, hatta ülke yönetiyorlar. Babam da öğretmen ve o da asla boş durmuyor. Üstelik tereddütsüz diyebilirim ki; tanıdığım en çalışkan insan.
Bu sabah biraz hüzünlendirdim onu, evet. Öğretmenler Günü’nü bile kutlayamadım o an; çünkü benim de boğazım düğümlendi. O an elini öpsem ikimiz de ağlardık. Bu akşam eve dönünce ilk işim bu olacak ama.
Babam benim ilk öğretmenim. Yıllarca da sayısız öğrenciye ışık tutmuş, başarılı, çalışkan, azimli ve idealist bir öğretmen. Bugün geçmişi, belki gençliğini hatırına getirip hüzünlendi biraz; ama ne mutlu ona ki tek bir kişi bile onun boş bir ömür yaşamakta olduğunu söyleyemez. Ne mutlu ona ki birçok yerde öğrencileri var ve onların mevcut durumlarını görmek onu gururlandırıyor.
Bu özel günün vesilesiyle de ona çok teşekkür ediyorum. Her ebeveyn-evlat tartışması zaman zaman bizim aramızda da yaşanmış olsa da beni sabırla dinlediği, sorularıma sabırla cevap verdiği, hep yanımda olduğu, beni her kararımda –onaylamadığı zamanlarda bile- desteklediği, her imdadıma koştuğu, dizlerinde yatırıp saçlarımı okşadığı, ihtiyaç duyduğumda sırtımı sıvazladığı, bana hayatı öğrettiği, beni okutup öğretmen olmamı sağladığı ve daha sayamayacağım birçok şey için, her şeyden öte, varlığı için ona çok teşekkür ediyorum. İyi ki var, babalarımız iyi ki var, öğretmenlerimiz iyi ki var. Var olsunlar!
Her Öğretmenler Günü’nde kendimden bahsedecek değilim ya! Baş öğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere; ilk öğretmenim babamın, tüm öğretmenlerimin ve öğretmen arkadaşlarımın günü kutlu olsun. Günümüz kutlu, yetiştirdiğimiz öğrencilerimizin geleceği mutlu, yetiştireceğimiz yeni bireylerin yolu umutlu ve açık olsun.